Güneydoğu Arıcılık (Balcıemin) Hoşgeldiniz

Siparişleri Telefon ile alıyoruz. Balcı Emin Enuştekin 05378885800 + 04842239349

Adresimiz: Siirt Bahçelievler Mahallesi Güres caddesi No:74 Rodi Mod karşısı Siirt/Merkez

Hakiki Süzme Bal

Hakiki Süzme Bal
Hakiki Süzme Bal
Marka: Kendi Ürünümüz
Ürün Kodu: Suzme 1
Puan: 400
Stok Durumu: Stokta var
KDV Dahil: 120.00TL
KDV Hariç: 120.00TL
Gerekli puan: 200
Miktar:     ya da   A. Listeme Ekle
Ürün Karşılaştır
0 yorum  0 yorum  |  Yorum Yap

Süzme Çiçek Balı (Bal)

--------------------------------------------------------------------------------

Bal, bal arılarının çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından topladıkları özlerden oluşturdukları yüzyıllardır sofralarımızda baş tacı olan, hastalıklardan korunmak için ilk başvurduğumuz, çocukluktan yaşlılığa en değerli besinimizdir. Öyle ki her hastalık için bir ilaç aramak yerine sadece bal ile düzenli oalrak beslensek aslında bir çok hastalığa yakalanma riskini de nerdeyse bitirmiş oluruz.

 

Bal arıları binlerce çiçekten bal özünü toplayarak , "bal midesi" denilen bölümlerinde biriktirip kovana getirirler. Toplayıcı arılar, topladıkları bal özünü kovana kusarlar ve bu özü birkaç işçi arı paylaşır. İşçi arılar, bal özünü emerek bal midelerine doldururlar ve başlarında bulunan çok özel bir bezeden, özel bir enzim salgılayarak bal özünü adeta yoğururlar. Bal özü, kimyasal bir dönüşüme uğrayarak bal olmaya başlar. İşçi arılar, bu balı altıgen petek gözüne, dörtte birini dolduracak şekilde boşaltırlar. Peteğe boşaltılan bal, ilk haliyle %80 gibi yüksek su oranına sahiptir. İşçi arılar, bu suyu buharlaştırmak için balı ağızlarıyla emip, havayla temasını sağlayarak suyun buharlaşmasına çalışırlar. Böylelikle bir petek gözünün dolması 3 günü bulabilmektedir. Sudan arındırılmış balla dolan petek gözü, mumla kapatılarak kullanıma hazır hale getirilmiş olur.

 

İnsanların, arıyı ilk olarak ne zaman keşfettiği, bal ile ne zaman tanıştığı tam olarak bilinmiyor. Ancak yapılan bilimsel araştırmalar, kehribar içinde bulunan arı fosillerinin, arının bilinen geçmişine temel oluşturduğunu gösteriyor. Bilim adamları, fosillerin 40 milyon yıllık olduğunu açıklamışlardır. Ayrıca, Valencia'daki Aran mağaralarında bulunan, 20 bin yıl öncesine ait bal toplayan kadın resmi, 40 milyon yıldır dünyada var olan arının, insanlar tarafından sadece 20 bin yıldır bilindiğini göstermiştir.

 

Arıcılığın temelleri, insanların yerleşik hayat düzenine geçip, çiftçilikle uğraşmaya başlaması ile atılmıştır. Bölgesel yaşayışlara göre, içi oyulmuş ağaç kütükleri, saz ve samandan örme sepetler, killi topraktan yapılmış özel çömleklerden kovanlar yapılmış, ağaçlara asılan bu kovanlar ile ilkel arıcılık yapılmıştır.

 

İnsanlar tarih boyunca bala şifa kaynağı olarak bakmış; hatta kimi kültürlerde bal, kutsal sayılmıştır. Bu noktada, eski zaman insanlarının bala bu kadar önem verme sebebinin, hastalıklara şifa bulmadaki acziyetleri olduğunu anlamak güç değildir. O dönemlerde, tatlandırıcı olarak sadece balın kullanılması ve mumun sadece bal mumundan yapılması, arıcılığa ve bala ayrıca önem kazandırmıştır. Arıcılığın ilkel yöntemler ile yapılmış olması, balın elde edilmesindeki zorluk, arıcılığın ve balın koruma altına alınması gibi tedbirleri de beraberinde getirmiştir.

 

Bal, gerek içinde bulunan vitaminler ve minerallerle, gerekse yapısal özelliklerinden dolayı, insanlar için tam bir şifa kaynağıdır. Nitekim, Kuran'da da bu konuya dikkat çekilmiş ve Nahl suresinde geçen; 'Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.' ayetleriyle, arıların balı, Allahın ilhamıyla elde ettiklerine dikkat çekilmiştir.

 

Bal ile ilgili peygamber efendimiz ise, şöyle buyurmuştur ; "Kim, her ay üç gün, sabahleyin, bir kaşık 'bal' yerse, o kimsenin başına büyük dert (hastalık) gelmez." (İbn-i Mace)

 

"Şu şifalı iki şeye devam ediniz; 'bal ve Kuran' (İbn-i Mace)

 

Konuyla ilgili bir diğer hadis de şöyledir; Bir adam, Allah'ın elçisi (s.a.v.)'e gelip "kardeşimin karnı ağrıyor" diyince, Allah'ın elçisi (s.a.v.), "kendisine 'bal şerbeti' içir" buyurdu. Ona bal şerbeti içirdikten sonra tekrar geldi ve dedi ki: "Ey Allah'ın Elçisi (s.a.v.)! Bal şerbeti içirdim; fakat karın ağrısı arttı." Bunun üzerine Allah'ın elçisi (s.a.v.), "tekrar 'bal şerbeti' içir" buyurdu. Adam içirdi ve sonra tekrar gelerek, "balı içirdim fakat ağrı geçmedi arttı " dedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu, "Allah'ın sözü doğrudur, kardeşinin karnı yalan söylemiştir. 'Bal şerbeti' içir" dedi. O kimse de tekrar bal şerbeti içirdi ve kardeşi iyileşti

Yorum Yap

Adınız:


Yorumunuz: Not: HTML'ye dönüştürülmez!

Oylama: Kötü           İyi

Doğrulama kodunu giriniz:



Güneydoğu Arıcılık (Balcıemin) © 2019
Altyapı: OpenCart-TR